Newsletter yürütmek uzun süre her aşamasını ayrı ayrı değerlendirmek durumunda olduğum bir alan olmadı. Daha önce, bir ajans veya startup bünyesinde çalıştığım dönemlerde liste, gönderim planı, içerik geliştirme ve kampanya kurguları ekip tarafından yürütülüyordu; bana düşen ise ölçüm ve kararlardı. Şimdi bu ve benzeri süreçlerle kendim ilgileniyorum.
Newsletter’ı yeniden gündemime almamın nedeni de yalnızca işin kime düştüğünün değişmesi değildi. İki gelişme daha var ve ikisi de aynı yöne işaret ediyor.
Birincisi, yapay zekâ araçlarının gündelik kullanımına paralel olarak doğrudan temasın da değeri arttı: arada bir platformun sıralaması, bir modelin özeti veya bir algoritmanın kararı olmadan ulaşılabilen adres, geriye kalan az sayıdaki şeyden biri. İkincisi, gözlemim sosyal medya yorgunluğunun hedefli ve keyifle takip edilen e-postalara yeniden zemin açtığı yönünde. Akışta kaybolan bir gönderi yerine, gelen kutusunda bekleyen ve açılmayı hak etmesi gereken bir metin. Dolayısıyla hem kendi projelerim hem müşterilerim için temel alabileceğim, doğrulanabilir bir karar zeminine ihtiyacım vardı. Konuyla ilgili güncel tartışmaları, araştırmaları ve case’leri okumakla başladım.
Doğrudan temasın karşılığı yalnızca e-posta da değil. Topluluk alanları (Telegram ve Discord grupları, forumlar), yayın ve yorum alanları (online yayınlar ve sosyal medya paylaşımları) ve etkinlikler (çevrim içi oturumlar, fiziksel buluşmalar) de benzer boşluğu dolduruyor. Newsletter’ın farkı üç noktada: tek kişiyle yürütülebiliyor; eşzamanlılık gerektirmiyor, yani okur kendi zamanında açıyor ve liste bir platformun içinde değil kendi tarafında duruyor. Bu yazının konusu bunlardan yalnızca biri, newsletter; diğerleri kapsam dışında, en azından şimdilik. Kastettiğim newsletter de klasik pazarlama kampanyalarından ziyade kürate edilmiş, okurun ilgi alanını ve davranışını temel alan, yanıt bekleyen e-postalar.
Referanslar İki Yerden, Kurulum Kendi Tarafımda
Burada iki ayrı katmanı ayırmak gerekiyor, çünkü karşılaştırma kolayca karışıyor. Newsletter’ın dili ve yaklaşımı tarafında referansım Substack: kürate edilmiş, kişisel, yanıt bekleyen bir metin. Yapısal tarafta ise referans ActiveCampaign, Klaviyo ve Kit gibi otomasyon araçları; orada yapılan iş meta veriye göre ilerleyen akışlar kurmak. Klaviyo’da aynı akışlar ağırlıklı olarak mağaza event’lerine bağlanıyor, yani karşılığı bu sitede değil e-ticaret tarafında. Substack’in kendi yapısal işi olan ücretli abonelik ve erişim kısıtlamasıysa bu sitede zaten var, newsletter’ın değil sitenin üyelik katmanının işi; ayrı bir yazının konusu.
Yukarıda anılan hazır e-posta otomasyon çözümleri yerine kurulumu kendim yaptım: liste ve meta veri kendi sunucumdaki Listmonk’ta duruyor, akışı Inngest yürütüyor, gönderimi Resend yapıyor. Kurulumu ayrı bir yazıda anlattım, servis seçimini de öyle. Bunu yapmamın nedeni yalnızca maliyet değildi: liste bir e-posta servisinde dururken elde yalnızca o servisin gösterdiği panel oluyor, kimin ne zaman girdiği ve çıkanların kaydının tutulup tutulmadığı doğrulanamıyor. Türkiye’de ticari ileti gönderen bir taraf için ikinci bir kısıt daha var: İleti Yönetim Sistemi (İYS). İzin kaydı İYS’ye işlenmek zorunda ve bu genelde bir çözüm sağlayıcı üzerinden yürüyor. Yurt dışı merkezli e-posta platformlarında bu akışın hazır bir karşılığını bulamadım; kurmak istediğimde iki tarafı API ile kendim eşitlemem, yani kayıt, onay ve çıkış olaylarını hem platforma hem İYS tarafına taşımam gerekiyordu. Üstüne KVKK tarafındaki yükümlülükler biniyor: verinin nerede tutulduğu, ne kadar saklandığı, silme talebinin nasıl işletildiği. Bunların hepsi teknik olarak çözülebilir ama listenin kendi tarafında durmadığı bir kurulumda çözmesi zor. Kendi kurulumunda ise izin akışını gönderim akışına bağlamak mümkün; nasıl kurulduğunu e-ticaret için e-posta otomasyonu yazısında anlattım. Aşağıdaki ölçüm sorunlarının bir kısmını görebilmemin nedeni de bu.
Trafik Nereye Gidiyor, Kim Geliyor?
Doğrudan temasın değerinin neden arttığını biraz açmak gerekiyor. Merak edilen şeyin cevabı giderek arama sonuç sayfasının ya da sohbet penceresinin içinde veriliyor. Google, kaynağa referans vererek cevabı kendi sayfasında gösteriyor; sohbet tarafında konu o pencerede kalıyor, model gerektiğinde sayfayı çekiyor ama sonuç yine aynı pencerede dönüyor. Bunun adı zero-click: soru soruluyor, cevap alınıyor, kaynaklar belirtilse de çoğu durumda tıklama olmuyor. Tümüyle yeni bir davranış değil; arama sonucunun üstünde cevabı doğrudan veren kutu yıllardır position zero ya da answer box adıyla anılıyordu, AI özetleri o alanın genişlemiş hâli. Ölçek tarafında SparkToro’nun clickstream verisine dayanan çalışması, 2026’nın ilk dört ayında ABD’de aramaların yüzde 68’inin tıklamasız bittiğini söylüyor. Tabloyu tek bir arama motorunun değil genel web’in özelliği sayan zero-click web tanımı da SparkToro’dan çıkıyor; terimi Amanda Natividad, aynı ekibin 2019 ölçümü üzerine kurmuş. O ölçümde oran yüzde 49’du, 2024’te yüzde 60.45, bugün yüzde 68. Yani tek bir kesit değil, yıllara yayılan bir eğilim söz konusu.1
Nedeni de yalnızca cevabın orada veriliyor olması değil. Siteler arasında gezinmenin kendi maliyeti arttı: yalnızca trafik almak için otomatik üretilmiş, üzerine pek düşünülmemiş içerikler, başlığın vaat ettiğini gövdede karşılamayan sayfalar, açılışta çıkan popup’lar ve bildirim izni istekleri, metni bölen reklamlar, geç açılan arayüzler. Aranan bilginin o sayfada olup olmadığını anlamanın yolu çoğu zaman sayfayı baştan aşağı taramaktan geçiyor ve bu tarama her ziyarette karşılığını vermiyor. Sohbet penceresinde kalmak bu maliyetin tamamını atlıyor. İlk kalemin resmî bir adı da var: sıralama için ölçekli üretilen sayfalar Google’ın spam politikalarında scaled content abuse, başka bir sitenin yerleşik sıralama gücüne yaslanan üçüncü taraf içerik ise site reputation abuse başlığı altında tanımlanıyor.2 Yani siteye gelmekten kaçınmanın arkasında cevabın kolay ulaşılır olması kadar sitelerin kendi durumu da var.
Siteye geliş tümüyle bitmiyor elbette. Özetin içindeki bağlantı tıklanıyor ya da ziyaretçi sonuç sayfasında ilk sıranın altındaki sonuçlardan geçip geliyor. Ama toplamda tıklama düşüyor ve bu düşüş, sitenin arama sonuçlarında daha az görünmesinden kaynaklanmıyor: gösterim yerinde dururken tıklama azalıyor. Bunun adı the great decoupling, gösterim ile tıklamanın birbirinden kopması. Yani bilgiye duyulan ihtiyaç azalmıyor, azalan şey o ihtiyacın bir siteye uğranarak karşılanması. Üstelik tıklamanın oluşması da ilgili ziyaretin bir web sitesine ulaştığı anlamına gelmiyor: aynı serinin 2024 ölçümünde ABD’de tıklamaların yaklaşık üçte biri Google’ın kendi mülklerine gidiyor ve her bin aramadan yalnızca 374’ü Google dışında bir siteye ulaşıyor.3
Yayıncı tarafında bunun ölçülmüş hâli de var. Digital Content Next’in 19 üyesinde sekiz haftalık pencerede Google referans trafiğindeki yıllık medyan değişim genelde yüzde 10, haber markalarında yüzde 7, haber dışı markalarda yüzde 14 düşüş. Birleşik Krallık’ta CMA’ya sunulan kanıtta bir yayıncının popüler bir sorgudaki tıklama oranı, sıralama ve gösterim yerinde dururken yüzde 5.1’den yüzde 0.6’ya inmiş; bir başkasında arama görünürlüğü yüzde 7 artarken birinci sıradaki yazıların trafiği yüzde 25 düşmüş.4 Yani kopma tek tek sitelerin tuhaflığı değil, farklı yerlerde aynı biçimde ölçülen bir desen.
Pazarın küçüldüğüne dair bir işaret de yok. Google, Mart 2025’te yılda beş trilyondan fazla arama yapıldığını açıkladı; bundan önce verdiği son rakam 2016’da iki trilyondu.5 Sohbet arayüzlerinin bu tabloya ne eklediği ise güvenilir biçimde toplanabilmiş değil, iki tarafın sayıları farklı yöntemlerle üretiliyor ve istemlerin tamamı arama niteliğinde değil. Nedeni de sanıldığı gibi ikame değil. Semrush’ın 260 milyar satırlık clickstream verisiyle yaptığı çalışmada ChatGPT’yi ilk kez kullanmaya başlayan kişilerin Google arama oturumları düşmüyor, hatta hafif artıyor; aynı sonuç 500 günlük izlemede de sürüyor.6 Yani insanlar aramayı bırakıp sohbet arayüzüne geçmiyor; arama devam ediyor ama tıklama oluşmuyor. Kesin olan şu: değişen şey hacim değil, o hacmin siteye ne kadarını bıraktığı ve kullanıcı davranışı.
Pew Research’ün Mart 2025’te 900 kişilik bir panelde izlediği 68.879 sorguda, AI özeti çıkan sonuç sayfalarında bağlantı tıklama oranı yüzde 8, çıkmayanlarda yüzde 15; özetin içinde gösterilen kaynaklara tıklama oranı ise yüzde 1.7 Bu iki grubun aynı sorgular olmadığını da eklemek gerekiyor. Ahrefs’in 146 milyon SERP üzerindeki ölçümünde AI özeti tüm anahtar kelimelerin yüzde 20.5’inde çıkıyor, ama soru biçimli sorguların yüzde 57.9’unda ve yedi kelime ve üzeri sorguların yüzde 46.4’ünde; tek kelimelik sorgularda oran yüzde 9.5.8 Yani özet çıkan sorgular sistematik olarak farklı bir küme ve o küme zaten farklı bir tıklama davranışı üretiyor. Yön açık, ama farkın ne kadarının özetten ne kadarının sorgu bileşiminden geldiği açık değil.
Google ise tabloyu tersten okuyor: Ağustos 2025’te yayımladığı açıklamada sitelere giden toplam organik tıklama hacminin yıllık bazda kabaca sabit kaldığını ve gelen tıklamaların niteliğinin arttığını söylüyor.9 Bu iddianın dayandığı veri yayımlanmadığı için doğrulanabilir değil, ama yayıncı tarafındaki ölçümlerin şirketin kendi okumasıyla çeliştiğini not etmek gerekiyor. Ürün tarafındaki yön de bunu destekliyor: Google Mayıs 2026’da AI Mode’un aylık bir milyar kullanıcıyı geçtiğini ve sorguların lansmandan beri her çeyrekte iki kattan fazla arttığını duyurdu; aynı duyuruda cevabı sorguya göre anlık üretilen arayüzlerle veren generative UI ve arka planda çalışan arama ajanları da tanıtıldı.10 Yani cevabın sayfaya uğramadan üretilmesi bir yan etki değil, ürün kararı. Şirketin iç değerlendirmesi ise kamuya açık söylemiyle aynı yönde değil: DOJ davasında delil olarak sunulan Ekim 2024 tarihli bir Google belgesinde yöneticiler arama trafiğinin aşınmasını kaçınılmaz sayıp Gemini’ye kaymasını ChatGPT’ye kaymasına yeğlediklerini yazıyor.11 Doğrulanabilir olan kısım gelir tarafında: Alphabet’in Nisan 2026’da yayımladığı çeyrek sonuçlarında Search gelirinin yüzde 19 arttığı ve sorgu hacminin tüm zamanların zirvesinde olduğu belirtiliyor.12 İki tablo birbirini çürütmüyor; sorgu ve gelir büyürken sitelere kalan tıklama payı düşebiliyor.
Bu payın ne kadar düştüğü de ölçülüyor. Ahrefs 300.000 anahtar kelimede birinci sıranın tıklama oranını ölçtü: AI özeti çıkan sonuçlarda tıklama oranı yüzde 58 daha düşük. Aynı ekibin bir yıl önceki ölçümünde bu fark yüzde 34.5’ti, yani makas açılıyor.13 Sohbet tarafında da aynı asimetri var, ama oradaki payın kendisi neyin sayıldığına bağlı. Yalnızca arama motorları hesaba katıldığında ChatGPT’nin arama benzeri sorgu hacmi Google’ın yaklaşık yüzde 12’si kadar.14 E-ticaret ve sosyal platformlardaki aramalar da eklendiğinde, 41 alan adı üzerinde yapılan bir ölçümde tüm AI araçlarının payı yüzde 3.2’de kalıyor, Google tek başına yüzde 73.7.15 Sitelere gönderilen ziyarette ise fark çok daha keskin: Ahrefs’in 107.300 siteyi izleyen panelinde Temmuz 2026’da gelen trafiğin yüzde 27’si Google’dan, yüzde 0.35’i tüm AI asistanlarından geliyor; ChatGPT tek başına yüzde 0.25.16
Bu bölümdeki ölçümlerin tamamı ABD ve İngilizce ağırlıklı, büyük örneklemlerden geliyor. Türkçe içerik üreten niş bir sitede aynı oranların birebir geçerli olacağını varsaymak doğru olmaz; buradaki işlevleri yönü göstermek, büyüklüğü değil.
Bu Sitenin Verisi Ne Söylüyor, Ne Söylemiyor?
Kendi Search Console verimin bu tablonun neresini karşıladığına bakalım, çünkü elimdeki seri ikiye bölünmüş durumda. Bu siteyi Ocak 2026’da yeni bir sürüme geçirdim ve geçiş yalnızca teknik olmadı. İçerik tarafında da belirlediğim KPI’lara göre kapsamlı bir eleme yaptım. Temel ölçütüm hiçbir zaman trafik getirmek olmadı; amaç, yaptığım işle doğrudan ilgili, güvenilir ve uygulanabilir bilgi sunmak ve projelerimi, ürün ve hizmetlerimi doğru kitleyle buluşturmaktı. Aralık 2025’in ortasına kadar günlük gösterim on bin civarındayken geçiş penceresinde birkaç yüze indi ve nihayet yeni yapı Ocak ayının ikinci haftasında yeniden oturmaya başladı.
Bu süreçle birlikte gelenlerin davranışında da belirgin değişimler gözlemleniyor. Ziyaret siteyi gezmek için değil, belirli bir bilginin bulunduğu bölüme ulaşmak için yapılıyor. Bu ayrıntı ilerisi için de önemli, çünkü formun nereye konacağı ve neden fark edilmediği sorularının cevabı buradan çıkıyor.
Gelen trafiğin bir bölümü de artık insan değil. Cloudflare’ın sınıflandırması bu ziyaretleri davranışa göre üçe ayırıyor: içeriği sonradan cevaplayabilmek için toplayan search, modeli eğitmek için tarayan training ve bir kişi adına gerçek zamanlı hareket eden agent.17 Üçüncüsü bu sitede en görünür olanı: bir konu gündeme geldiğinde sohbet arayüzünün arkasındaki agent sayfayı çekiyor, içerik okunuyor, hatta bazen kullanıcıya özetleniyor. OpenAI aynı ayrımı kendi botlarında da kuruyor, tetikleyicisi kullanıcı olan çekim ayrı bir kategori.18 Ortak nokta şu: bu ziyaretlerin hiçbiri formu görmüyor, forma dokunmuyor, kaydolmuyor. Asistandan siteye gerçekten bir kişi geldiğinde bunun adı da ayrı, AI referral traffic, ve formu gören taraf yalnızca o. Üçüncü kategorinin sektördeki karşılığı agentic browsing; sohbet arayüzünün arama motoru yerine geçen hâlinin adı ise answer engine. Buradan türeyen AEO ve GEO kısaltmalarını temkinli kullanmak gerekiyor, ölçüsü belirlenmiş bir pratikten çok satıcı tarafında üretilmiş etiketler.
Bu dengesizlik sayıya da dökülmüş durumda. Cloudflare’ın crawl-to-refer ratio dediği oran, bir platformun çektiği sayfa sayısını geri gönderdiği ziyarete bölüyor. Cloudflare’ın Ocak ve Temmuz 2025 için yayımladığı değerler aradaki farkı gösteriyor.19
| Platform | Ocak 2025 | Temmuz 2025 |
|---|---|---|
| DuckDuckGo | 0.1:1 | 0.3:1 |
| 3.8:1 | 5.4:1 | |
| Yandex | 15.5:1 | 21.4:1 |
| Microsoft | 38.5:1 | 40.7:1 |
| Perplexity | 54:1 | 194:1 |
| OpenAI | 1.217:1 | 1.091:1 |
| Anthropic | 286.930:1 | 38.065:1 |
Tablonun üst ve alt yarısı arasındaki fark mertebe farkı: arama motorlarında oran tek haneli veya onlu sayılarda kalırken model tarayıcılarında binlere, uçta yüz binlere çıkıyor. Rakamların aydan aya bu kadar oynaması, tek bir değeri sabit veri gibi kullanmayı anlamsız kılıyor; sabit olan şey mertebe farkının kendisi.
Yani sitenin iki izleyicisi var ve yalnızca biri kaydolabiliyor. Newsletter’ın karşısındaki havuz hem küçülüyor hem bileşimi kayıyor. Vazgeçmek de bir seçenekti; kalan trafikten çıkarılabilecek sinyali sonuna kadar kullanmayı tercih ettim.
Bu tablonun sonucu da sitenin gelir modeline göre değişiyor ve bu ayrım yazının geri kalanını okumak için gerekli. Geliri gösterim üzerinden kurulan yayınlarda trafik doğrudan gelir demek; orada kaybedilen şeyin karşılığı yok, konu da bu yazının konusu değil. Reklam tıklamasına dayanan modelde de zemin daralıyor ve bunun sayılara yansıyan hâli şöyle: Seer Interactive’in 42 kurumda 3.119 arama terimi üzerindeki analizinde AI özeti çıkan sorgularda ücretli tıklama oranı yüzde 19.7’den yüzde 6.34’e inmiş, aynı dönemde sektörler arası ortalama tıklama başına maliyet yıllık yüzde 12 artmış.20 Niş bir sitede ise amaç baştan beri gösterim değil: hedef, bir ürün veya hizmet satışına dönüşecek az sayıda doğru ziyaretçi. Bu sitedeki ölçüt de o, dolayısıyla trafik kendi başına bir başarı kriteri değil; sorulacak soru, trafiğin doğru kitleye ait olup olmadığı ve o kitleyle bağın sürüp sürmediği. İkisinin ayrıştığı örnekler de var: HubSpot’un blog trafiği aylık milyonlarca ziyaret kaybederken geliri büyümeye devam etti, çünkü satın alma kararını etkileyen kanallar artık ziyaret göndermiyor.21
Bu ayrım veriyle de test edilmiş. Cyrus Shepard 400’den fazla kazanan ve kaybeden siteyi elle sınıflandırıp on iki aylık trafik değişimiyle karşılaştırdığında, en güçlü ayrıştırıcı kendi ürününü veya hizmetini sunmak çıkıyor: kazananların yüzde 70.2’si bunu yapıyor, kaybedenlerin yüzde 34.6’sı. Kaybedenler ağırlıklı olarak haber, bilgi ve affiliate siteleri. Dar konu odağı ve kendine ait varlıklara sahip olmak da aynı yönde ayrışıyor.22 Korelasyonel bir çalışma, nedensellik kurmuyor, ama gelir modeline göre ayrışan tablo burada da görünüyor.
Yayıncı tarafında bunun bir karşılığı daha var. Üzerine vakit ayrılmış içerik, ayrıntılı case’ler ve özgün veri, tarayıcıya açık bırakıldığı anda eğitim setine girmeye aday. Bunu istemeyen yayıncılar o içerikleri açık web’den çekiyor; e-postaya, kapalı gruplara ya da erişim duvarının arkasına alıyorlar. 404 Media bunu 2024 başında yaptı ve gerekçesini de açıkça yazdı: yazıları bot’lar tarafından çekilip yeniden yayımlanıyordu, arama sonuçlarının ölçekli üretilmiş içerikle dolduğunu görüyorlardı ve okura sahip oldukları bir kanaldan ulaşmak istiyorlardı. Bunun için istedikleri şey de e-posta adresiydi.23 Kayıp tarafında da somut örnek var: sekiz yıldır Berlin rehberi yürüten All About Berlin, AI özetlerinin ardından trafiğinin yüzde 75’ini kaybettiğini yazdı ve aynı yazıda benzer durumdaki yayıncıların bir kısmının içeriği ödeme duvarının arkasına aldığını, bir kısmının da güncellemeyi tümüyle bıraktığını aktardı.24 Karar teknik olduğu kadar editöryal de: hangi bilginin herkese açık kalacağı, hangisinin yalnızca ilgisini göstermiş bir gruba gideceği. Bu sitede de üç kademe var: herkese açık yazılar, üyelik veya ücretli abonelik gerektiren yazılar ve doğrudan e-posta ile giden metinler. Yani erişim kısıtlaması yalnızca bir korunma refleksi değil, etkileşim katmanının kendisinin parçası.
Tartışmanın bir de içerik kalitesi tarafı var. Açık web’de AI ile üretilmiş metnin payı ölçülmeye başlandı: Common Crawl örneklemi üzerinde yapılan bir çalışma İngilizce makalelerde bu oranı Mayıs 2025 için yüzde 51.7 veriyor, başka bir çalışma da yeni yayımlanan sayfaların dörtte üçünde bir miktar AI metni buluyor.25 Bu, modellerin eğitim verisinin aynı oranda sentetikleştiği anlamına gelmiyor, çünkü eğitim seti filtreleniyor; ölçülen şey havuzun bileşiminin değişmesi. Buradan doğan riskin adı ise model collapse: özyinelemeli olarak üretilmiş veriyle eğitilen modellerde dağılımın uçları kayboluyor, çıktı ortalamaya doğru çöküyor.26 Pratik sonucu şu ki hatalı veya yüzeysel içerik yalnızca okuru yanıltmıyor, bir sonraki modelin girdisi oluyor. Bu yüzden burada yayımlanan metinlerde insan döngünün içinde kalıyor: iddialar kaynağına bağlanıyor, model çıktısı doğrulanmadan yayımlanmıyor. İçeriğin bir bölümünün kapalı tutulmasının gerekçelerinden biri de bu, doğrulama emeği harcanmış bir metnin doğrulanmamış bir yığının içinde ayırt edilemez hâle gelmesini istememek.
Kapatma Kararının Teknik Tarafı
Erişim kararının bir de uygulama tarafı var ve seçenekler son iki yılda genişledi. En eski araç robots.txt, ama tek başına yalnızca “tara ya da tarama” diyebiliyor, taranan içeriğin ne için kullanılacağını ayıramıyor. Content Signals bu boşluğu doldurmak için çıktı: aynı dosyada arama, model eğitimi ve modele girdi olma tercihleri ayrı ayrı belirtilebiliyor. Bu sitenin tercihi de orada yazılı, aramaya açık, eğitime kapalı.27
İkinci seçenek altyapı tarafında. Cloudflare bir süredir model tarayıcılarını davranışa göre ayırıp toplu engelleme sunuyor, üstüne de pay per crawl adında bir katman ekledi: tarayıcıya ücretsiz erişim vermek, engellemek veya istek başına ücret istemek arasında seçim yapılabiliyor. Ücret istendiğinde tarayıcıya HTTP 402 dönüyor ve fiyat başlıkta bildiriliyor. Ağustos 2026 itibarıyla özellik hâlâ kapalı beta, yani yaygın bir gelir kalemi değil; buradaki değeri, erişimi ikili bir anahtar olmaktan çıkarıp fiyatlanabilir bir şeye çevirmesi.28
Bunların hiçbiri okurla kurulan bağın yerine geçmiyor. İçeriğin taranmasını yönetmek savunma tarafı; karşı tarafta ise okurun kendi rızasıyla bıraktığı bir adres var ve bu ikisi farklı sorular. Savunma tarafı ne kadar iyi kurulursa kurulsun, sitenin yeniden ziyaret edilmesini sağlayan şey o adres.
Katman Nasıl Çalışıyor?
Kullanılan şey de kayıt sayısı değil, kurulan etkileşimin kendisi. Yazı yayımlamak tek yönlü işliyor: içerik çıkıyor, karşılığında bir şey gelip gelmediği belirsiz kalıyor. Genel bir gözlem olarak, içerik sitelerinde çoğu yazı yorumsuz kalıyor; gelen yorumların önemli bölümü de gerçek ziyaretçilerden değil spam kaynaklarından geliyor.29 Bu sitede yorum alanını da bu nedenle kaldırdım. Kayda değer etkileşim sosyal medya üzerinden geliyor, ama orada da paylaşımın kimin tarafından yapıldığı ve neyin karşılığı olduğu dağınık kalıyor. Sosyal medyada yorum hacmi de istikrarlı değil, yönü platforma göre değişiyor: gönderi başına ortalama yorum sayısı 2024’ten 2025’e TikTok’ta 66’dan 50’ye, Instagram’da 24’ten 20’ye inerken Facebook’ta 17’den 22’ye çıkmış.30 Kontrol edilemeyen ve platformdan platforma ters yönde hareket eden bir sayı, üzerine süreç kurulacak bir zemin sunmuyor. E-posta bunların yerine geçen bir kanal değil, destekleyici ve dağınıklığı toparlayan bir katman.
Katmanı taşıyan şey meta veri. Kaydolan kişi için hangi yazıdan geldiği, hangi kümeye denk düştüğü, hangi dili seçtiği ve kayıt anındaki kaynak bilgisi tutuluyor; gönderilecek içerik buna göre belirleniyor. Listmonk tarafında herkes için ayrı bir akış ilerliyor, kişinin kendi kaydolduğu noktadan başlayan adımlar hâlinde. Standart duyuru veya kampanya göndermiyorum; giden şey listenin tamamına aynı anda düşen bir gönderi değil, o kişinin sıradaki adımı.
Asıl getirisi de ölçüm değil, geri dönüş. E-postaları harekete geçirici bir mesajla bitiriyorum ve gelen yanıtlar iki şeyi birden gösteriyor: e-postaların gerçekten takip edildiğini ve önerilerin uygulandığını. İçerik yayınında mümkün olmayan (yorum alanı kullanmıyorum) bir yakınlık var burada, ton bir tık daha yakın olabiliyor ve soru doğrudan geliyor, talepler ve teklifler özelleştirilebiliyor. Yeni içeriklerin konusu da sıklıkla buradan çıkıyor. Solo bir girişimci için bu süreç çok değerli.
E-posta tarafındaki sayılar da bunu destekliyor, ama paydasıyla birlikte okunmaları gerekiyor. Son 15 günlük pencerede, bu ay (Ağustos 2026) kaydolmuş 7 kişiye hoş geldin e-postaları da dahil toplam 15 e-posta gitti. Giden 15 e-postanın 13’ü açıldı, 5’inde bağlantı tıklandı. Oran olarak yazmak yanıltıcı olur: bu paydada açılmanın güven aralığı yüzde 62 ile 96 arasına, tıklamanınki yüzde 15 ile 58 arasına yayılıyor ve tek bir açılma tabloyu birkaç puan oynatıyor.
Açılma tarafındaki metriği doğru değerlendirmek adına şunu da belirtmekte fayda var: Apple Mail Privacy Protection, e-postayı Apple Mail üzerinden alan kişilerde görselleri kullanıcı adına önden çekiyor, dolayısıyla o kişiler açmasa da açılmış sayılıyor.
Yani bu sayıların işi bir performans iddiası kurmak değil, akışın çalıştığını ve listenin ölü olmadığını göstermek. Newsletter sayfasındaki geri bildirimler de bunu gösteriyor.
Sırada Ne Var
Buraya kadarki kararların hepsi katmanın arkasında duruyor: hangi içeriğin açık kalacağı, hangi kanalın işletileceği, verinin nerede duracağı. Okurun gördüğü tek şey ise bunların hiçbiri değil, yazının içinde duran newsletter formu. Kaydolmayan biri için arkadaki akışın, meta verinin ve yanıt döngüsünün hiçbir karşılığı yok.
Formun nereye konacağı, neye benzeyeceği ve ne söyleyeceği ayrı bir yazının konusu; kararları ve testleri etkileşim katmanı olarak newsletter formu yazısında topladım. Akışın nasıl ilerlediği, gönderim stratejisi ve meta veriye dayalı segmentasyon da sonraki yazılara kaldı.
Newsletter'ı kurdun ama kayıt gelmiyor, gelen kayıtlar da hareketsizse sorunun formda mı, akışta mı yoksa ölçümde mi olduğunu çıkarayım.
Kurulumu KonuşalımFootnotes
- SparkToro, “In 2026, Less than One Third of Google Searches Still Send a Click”. Ocak-Nisan 2026, ABD, Similarweb’in masaüstü ve mobil clickstream paneli. Google’ın kendi verisi değil, panel temelli bir tahmin. Yıllar arası karşılaştırma da tek bir sürekli seri değil: 2016 ve 2019 rakamları kapanmış olan Jumpshot panelinden, 2024 Datos’tan, 2026 Similarweb’den geliyor ve Fishkin bunu açıkça “elma ile armut” olarak niteliyor. Veri Google’ın mobil uygulamasını kapsamıyor, yalnızca tarayıcı içi aramaları; uygulamada zero-click daha yaygın olduğu için gerçek oran muhtemelen daha yüksek. ↩
- Google Search Central, “Spam policies for Google web search”. Politikanın tanımları: scaled content abuse, “kullanıcıya yardımcı olmak yerine öncelikli olarak sıralamayı manipüle etmek için çok sayıda sayfa üretilmesi”; site reputation abuse, “üçüncü taraf içeriğin, ağırlıklı olarak barındıran sitenin yerleşik sıralama sinyalleri nedeniyle o sitede yayımlanması”. Platformların kullanıcı aleyhine kademeli olarak bozulmasını anlatan enshittification terimi de aynı tabloyu tarif etmek için kullanılıyor; terim Cory Doctorow’a ait ve polemik yüklü olduğu için burada yalnızca adı anılıyor. ↩
- Rand Fishkin, “2024 Zero-Click Search Study”, SparkToro, 2 Temmuz 2024. Datos paneli, Eylül 2022 - Mayıs 2024. AB’de bin aramada açık web’e giden tıklama 360; orada Google kendi mülklerine ABD’dekinden daha fazla trafik gönderiyor. ↩
- Jessica Davies, “Google AI Overviews linked to 25% drop in publisher referral traffic”, Digiday, 15 Ağustos 2025. DCN ölçümü 19 yayıncıyla ve Mayıs-Haziran 2025 penceresiyle sınırlı; PPA’nın CMA’ya sunduğu kanıt üye yayıncıların kendi bildirimlerine dayanıyor, bağımsız denetimden geçmiş değil. ↩
- Google, “AI, personalization and the future of shopping”, 3 Mart 2025: “We already see more than 5 trillion searches on Google annually.” Şirketin kendi iç verisi, bağımsız bir ölçüm değil. Bundan önceki açıklama 2016’da iki trilyondu, aradaki dönemde resmî bir rakam verilmedi. ↩
- Luke Harsel, Anna Yudina ve Aleksandr Drozdov, “ChatGPT Is Not Replacing Google, It’s Expanding Search”, Semrush, 11 Ağustos 2025. Yalnızca ABD masaüstü cihazları; Semrush hem araç satıcısı hem panelin sahibi. Aynı yönde ikinci bir ölçüm SparkToro’nun Ağustos 2025 raporunda: ABD cihazlarının yüzde 95’inden fazlası geleneksel arama motorlarını kullanmayı sürdürüyor, AI aracı benimsenmesinin büyüme hızı ise 2024 sonundan beri yavaşlıyor. ↩
- Athena Chapekis ve Samuel Bestvater, “Google users are less likely to click on links when an AI summary appears in the results”, Pew Research Center, 22 Temmuz 2025. Mart 2025’te 900 katılımcının tarayıcı verisi izlendi, 68.879 sorgunun 12.593’ünde AI özeti çıktı. Panel temelli bir ölçüm, dolayısıyla ABD kullanıcılarına ve o aya ait. Aynı çalışma özetin hangi sorgularda çıktığını da veriyor: bir veya iki kelimelik aramaların yüzde 8’inde özet çıkarken 10 kelime ve üzeri aramalarda bu oran yüzde 53’e, soru kelimesiyle başlayan sorgularda yüzde 60’a çıkıyor. Karşılaştırılan iki grup bu yüzden aynı sorgu kümesi değil ve Pew da nedensellik iddia etmiyor. ↩
- Ryan Law ve Xibeijia Guan, “What Triggers AI Overviews? 86 Factors and 146 Million SERPs Analyzed”, Ahrefs, 10 Kasım 2025. AI özeti tetikleyen anahtar kelimelerin yüzde 99.9’u bilgi amaçlı; navigasyonel sorgularda oran yüzde 0.9, yerel aramalarda yüzde 7.9. ↩
- Elizabeth Reid, “AI in Search is driving more queries and higher quality clicks”, Google, 6 Ağustos 2025. Açıklama toplam organik tıklama hacminin yıllık bazda kabaca sabit kaldığını ve tıklama niteliğinin arttığını söylüyor. Altındaki veri seti paylaşılmadı, “nitelikli tıklama” tanımı da şirketin kendi tanımı; bu yüzden bağımsız olarak sınanabilir bir iddia değil. ↩
- Elizabeth Reid, “A new era for AI Search”, Google, 19 Mayıs 2026. Şirketin kendi duyurusu, bağımsız doğrulama değil. ↩
- Danny Goodwin, “Google Search traffic decline is inevitable, execs say”, Search Engine Land, 12 Mayıs 2025. Belge DOJ dosyalarında yayımlandı; Ekim 2024 tarihli bir iç toplantı özeti, şirketin resmî açıklaması değil. ↩
- Alphabet Inc., “Alphabet Announces First Quarter 2026 Results”, SEC 8-K Ek 99.1, 29 Nisan 2026. Google Search & other geliri 50.7 milyar dolardan 60.4 milyar dolara çıkmış. Sundar Pichai’nin ifadesi: “Search had a strong quarter with AI experiences driving usage, queries at an all time high, and 19% revenue growth.” ↩
- Ahrefs, “AI Overviews Reduce Clicks by 34.5%”, Nisan 2025 ve güncellenmiş ölçüm için “AI Overviews Reduce Clicks (Update)”, Aralık 2025 verisi. Güncel çalışma 150.000 AI özetli ve 150.000 özetsiz anahtar kelimeyi karşılaştırıyor ve birinci sırada yüzde 58 daha düşük tıklama oranı buluyor. Araç satıcısı tarafından yapılmış çalışmalar olduğunu not etmek gerekiyor; yazı bağımsız çalışmalarda bu farkın yüzde 47.5 ile yüzde 90 arasında değiştiğini de belirtiyor. ↩
- Ahrefs, “ChatGPT Has 12% of Google’s Search Volume but Google Sends 190x More Traffic to Websites”. Oran, arama benzeri istemler ayrıştırıldıktan sonra hesaplanıyor; prompt sayısının tamamı arama sayılmıyor. OpenAI ve Harvard’ın 1.5 milyon konuşma üzerindeki ortak incelemesinde konuşmaların dörtte biri saf arama niteliğinde. ↩
- Rand Fishkin, “Search Happens Everywhere”, SparkToro, 3 Mart 2026. Datos masaüstü paneli, 41 alan adı, 2025. Aynı çalışma bir uyarı daha içeriyor: Google ziyaretçilerinin neredeyse tamamı arama yaparken ChatGPT ziyaretçilerinin yalnızca yaklaşık yarısı bir istem giriyor, dolayısıyla ziyaret sayısını kullanım göstergesi saymak yanıltıcı. ↩
- Ahrefs, “AI vs Search Traffic”, Temmuz 2026 kesiti. Panel Ahrefs Web Analytics kullanan 107.300 siteden oluşuyor, yani gönüllü katılıma dayanıyor ve aktif pazarlama yapan siteleri temsil ediyor. Aynı kesitte Bing yüzde 1.23, DuckDuckGo yüzde 0.26. ↩
- Kategori adları ve tanımları için Cloudflare, “Bots: AI bot categories”. Cloudflare botları tek bir “AI bot” etiketi yerine davranışa göre sınıflandırıyor. İki izleyici çerçevesi için ayrıca Matt Butcher, “Your Website Now Has Two Audiences: Humans and AI”, Akamai, 17 Ağustos 2026. İkincisi ürün tanıtımı içeren bir yazı ve içindeki pazar tahminleri birincil kaynaktan doğrulanmış değil, buraya yalnızca çerçeve için alındı. ↩
- OpenAI, “Bots”. Belgelenen dört bot ve kategorileri: GPTBot eğitim taraması, OAI-SearchBot arama taraması, ChatGPT-User kullanıcı tetiklemeli çekim, OAI-AdsBot reklam doğrulaması. ↩
- Cloudflare, “The crawl before the fall… of referrals: understanding AI’s impact on content providers”, 1 Temmuz 2025, ve güncel değerler için Cloudflare Radar AI Insights. Oran, bir platformun tarayıcılarından gelen HTML isteklerinin aynı platformdan gelen sayfa yönlendirmelerine bölünmesiyle hesaplanıyor. Platform ve dönem seçimine göre çok geniş bir aralıkta değiştiği için tek bir güncel rakam yerine Cloudflare’ın yayımladığı Ocak ve Temmuz 2025 değerleri verildi; kaynağı “The crawl-to-click gap”, 29 Ağustos 2025. Anthropic’in Ocak değerindeki 286.930:1 gibi uç sayıların aynı yıl içinde bir mertebe düşmesi, oranın platform politikasına göre hızla değiştiğini gösteriyor. ↩
- Ücretli tıklama oranı için Seer Interactive analizi, Bluepear’ın “Why CPC keeps rising” başlıklı Search Engine Land yazısında aktarılıyor, 26 Mart 2026; yazının kendisi sponsorlu ve sonunda ürün satıyor, o yüzden aktarılan rakam ikinci elden sayılmalı. Tıklama başına maliyet artışı için sektör derlemesi: Digital Applied, “Google Ads Benchmarks 2026”, 5 Nisan 2026; ham veri paylaşılmadığı için yön göstergesi olarak alınmalı. Aynı derlemede dönüşüm oranının da yükseldiği not ediliyor: kalan tıklama daha pahalı ama daha niyetli. ↩
- Rand Fishkin, “Traffic Is Down; Revenue Is… Up?”, SparkToro, 28 Ocak 2025. Tek bir şirketin grafiği üzerinden kurulmuş bir yorum, kontrollü bir karşılaştırma değil. Aynı yazarın “Inimitable Product is the New Make Great Content” yazısı da aynı sonuca varıyor ve e-postayı “büyük teknolojinin değerini henüz söküp almadığı son sahipli kanallardan biri” olarak sayıyor. ↩
- Cyrus Shepard, “5 Data-Backed Features Of Websites Winning Google in 2026”, 9 Nisan 2026. Örneklem 400’den fazla site, trafik değişimi Ahrefs API’sinden on iki aylık pencerede alınmış, özellikler elle sınıflandırılmış, Spearman korelasyonu kullanılmış. Yazar bulguların korelasyonel olduğunu ve nedensellik kurmadığını ayrıca belirtiyor. ↩
- 404 Media, “Why 404 Media Needs Your Email Address”, 26 Ocak 2024. Yazıdaki gerekçe üç başlıkta toplanıyor: içeriğin çekilip yeniden yayımlanması, arama sonuçlarının ölçekli üretilmiş içerikle dolması ve okura doğrudan ulaşabilmek. Kendi ifadeleriyle “sahip olduğumuz ve kontrol ettiğimiz bir platform üzerinden okurlarımıza doğrudan ulaşabilmemiz gerekiyor”. Tek bir yayıncının kararı, sektör geneli için bir ölçüm değil. ↩
- Nicolas Bouliane, “AI is killing All About Berlin”, 26 Mayıs 2026. Tek bir yayıncının kendi anlatımı, ölçüm değil; buraya kaybın somut hâlini göstermek için alındı. ↩
- Graphite, “More Articles Are Now Created by AI Than Humans”: Common Crawl üzerinden 65.000 İngilizce URL örneklemi, metnin yarısından fazlası AI olarak işaretlenen makaleler AI üretimi sayılmış; oran Ocak 2020’de yüzde 2.2, Mayıs 2025’te yüzde 51.7 ve 2024 sonundan beri yatay seyrediyor. Yeni sayfa tarafı için Ahrefs, “What Percentage of New Content Is AI-Generated”: Nisan 2025’te 900.000 yeni sayfanın yüzde 74.2’sinde bir miktar AI metni var, ama yalnızca yüzde 2.5’i tümüyle AI, yüzde 25.8’i tümüyle insan. İki ölçüm de AI dedektörlerine dayanıyor ve bu dedektörlerin yanılma payı yüksek; Axios’un aynı veriyi “AI insan içeriğini bastırmadı” diye okuması da bu yüzden mümkün. ↩
- Ilia Shumailov, Zakhar Shumaylov, Yiren Zhao, Nicolas Papernot, Ross Anderson ve Yarin Gal, “AI models collapse when trained on recursively generated data”, Nature, 631, 755-759, 2024. Bulgunun kapsamı tartışmalı: eleştiriler, verinin değiştirilerek değil biriktirilerek kullanıldığı senaryolarda aynı çöküşün gözlenmediğini savunuyor (arXiv:2410.12954). Makaleye ayrıca bir yazar düzeltmesi yayımlandı. Yani buradaki kullanım “kaçınılmaz bir çöküş” iddiası değil, doğrulanmamış içeriğin birikmesinin bedeli olduğu yönünde. ↩
-
Tercih dosyası ceaksan.com/robots.txt adresinde açık; kullanılan sözdizimi için contentsignals.org. Content Signals,
robots.txtiçindesearch,ai-trainveai-inputtercihlerinin ayrı ayrı belirtilmesini sağlıyor. Bir tercih bildirimi olduğunu, teknik bir engelleme olmadığını da not etmek gerekiyor. ↩ -
Cloudflare, “Introducing pay per crawl”, 1 Temmuz 2025 ve AI Crawl Control belgeleri. Ücret istenen isteklere HTTP 402 dönüyor, fiyat
crawler-pricebaşlığında bildiriliyor, tarayıcı tarafında dacrawler-max-priceile üst sınır verilebiliyor. Ağustos 2026 itibarıyla kapalı beta; durum değişebilir. ↩ -
Bu kendi gözlemim, yayımlanmış boylamsal bir veriye dayanmıyor. Akismet 2006’da günlük spam ve gerçek yorum sayılarını gösteren herkese açık bir istatistik sayfası açmıştı (“Spam Stats”, 22 Mayıs 2006); sayfanın son çalışır arşiv kaydı Ekim 2010’a ait,
akismet.com/stats/adresi bugün ürün sayfasına yönlendiriyor. Disqus da karşılaştırılabilir bir seri yayımlamıyor. Bu konuda doğrulanabilir bir veriye ulaşırsam buraya eklenecek. ↩ - Socialinsider, “Social Media Benchmarks For 2026”, 70 milyon gönderi üzerinden. Rakamlar marka ve işletme hesaplarına ait, kişisel hesaplara değil. Raporun özetindeki yüzdeler kendi tablosuyla tutmadığı için yüzde değil ham ortalamalar alındı. ↩
- 01 Zero-click, gösterim ile tıklamanın kopması ve AI tarayıcılarının payı birlikte, siteye gelen ziyaretçi havuzunu hem küçültüyor hem bileşimini değiştiriyor. Sitenin iki izleyicisi var ve yalnızca birinin etkileşimi değer taşıyor.
- 02 Cloudflare'ın crawl-to-refer ratio ölçümü, çekilen sayfa başına geri dönen ziyaretin platforma göre büyüklük mertebesinde değiştiğini gösteriyor. Rakam aydan aya oynadığı için sabit bir değer olarak kullanılmamalı.
- 03 Siteye gelmekten kaçınmanın nedeni yalnızca cevabın sohbet penceresinde verilmesi değil; ölçekli üretilmiş içerik, popup ve bildirim istekleri, reklamlar ve yavaş arayüzler de tarama maliyetini artırıyor.
- 04 Doğrulanmamış içeriğin birikmesinin bir bedeli var ve bu bedel yayıncı tarafında erişim kararına dönüşüyor: emek harcanmış içeriğin bir bölümü açık web yerine e-postaya, kapalı gruplara veya üyelik arkasına alınıyor.
- 05 Kendi kurulumunun gerekçesi maliyet değil doğrulanabilirlik. Türkiye'de ticari ileti gönderen bir taraf için ikinci gerekçe İYS ve KVKK: yurt dışı merkezli platformlarda izin akışını gönderim akışına bağlamanın hazır bir karşılığı yok, iki tarafı API ile eşitlemek gerekiyor.
+ Zero-click, the great decoupling ve crawl-to-refer ratio ne anlatıyor?
Üçü de aynı tablonun farklı yerlerini ölçüyor. Zero-click, sorunun cevabının arama sonuç sayfasında veya sohbet penceresinde verilip tıklamanın hiç oluşmaması. The great decoupling, arama sonuçlarındaki gösterim azalmadığı hâlde tıklamanın düşmesi, yani ikisinin birbirinden ayrılması. Crawl-to-refer ratio ise Cloudflare'ın ölçümü: bir platformun çektiği sayfa sayısının geri gönderdiği ziyarete oranı. İlk ikisi insan ziyaretçi tarafını, üçüncüsü model tarayıcıları tarafını anlatıyor.
+ Trafik sohbet arayüzlerine kayarken newsletter kurmak neden mantıklı?
Duruma göre değişir ve bu ayrım yapılmadan verilen cevap yanıltıcı olur. Geliri gösterim üzerinden kurulan, geniş bir konu yelpazesinde çok sayıda sayfa üreten bir yayında kaybedilen şey doğrudan gelirdir; orada newsletter bir çözüm değil, ayrı bir sorunun konusudur. Reklam tıklamasına dayanan modelde de zemin zaten daralıyor. Niş bir sitede ise amaç baştan beri gösterim değil, bir hizmet veya ürün satışına dönüşecek doğru ziyaretçi. Bu sitedeki ölçüt de o. Azalan şey trafik, kazanılmaya çalışılan şey doğrudan temas; siteye kadar gelen gerçek ziyaretçi daha değerli hâle geliyor ve arada algoritmanın ya da kapalı bir pencerenin durmadığı tek alan e-posta kutusu.
+ İçeriğin bir bölümünü neden kapalı tutuyorsun?
İki gerekçesi var. Birincisi, üzerine vakit ayrılmış içerik ve özgün veri açık bırakıldığı anda eğitim setine girmeye aday; doğrulama emeği harcanmış bir metnin doğrulanmamış bir yığının içinde ayırt edilemez hâle gelmesinin istenmemesi. İkincisi, hangi bilginin herkese açık kalacağı editöryal bir karar. Bu sitede üç kademe var: herkese açık yazılar, üyelik gerektiren yazılar ve doğrudan e-posta ile giden metinler.
+ Altyapı olarak neden hazır bir servis değil de kendi kurulumun?
İki eksen var ve karıştırılmaması gerekiyor. Newsletter'ın dili ve yaklaşımı tarafında referansım Substack; yapı tarafında ise ActiveCampaign, Klaviyo veya Kit gibi otomasyon araçlarının yaptığı iş, yani meta veriye göre ilerleyen akışlar. İkincisini satın almak yerine kendim kurdum: liste ve meta veri kendi sunucumdaki Listmonk'ta, akış Inngest'te, gönderim Resend üzerinden. Böylece kimin ne zaman girdiği ve çıktığı doğrulanabilir kalıyor, Türkiye tarafındaki İYS kısıtı da çözülebiliyor.